Rastgele Kelime Çalış
EN TR

Genel (436 Kelime)

patriarchal(adj)
ataerkil
(to) be(v)
olmak
abandon(v)
terk etmek, bırakmak, vazgeçmek
abate(v)
azalmak, dinmek
abbreviate(v)
kısaltmak, özetlemek
abduct(v)
kaçırmak
abhor(v)
nefret etmek
abolish(v)
son vermek, yürürlükten kaldırmak, (tabuları)yıkmak
abound in(v)
bol, dolu, çok olmak
absence(v)
bulunmayış, eksiklik, devamsızlık
abstain from
den sakınmak, uzak durmak
abundance(n)
bolluk, bereket
accommodate
ağırlamak
according(adv)
göre
account for(v)
hesap vermek, oluşturmak, meydana getirmek
accumulate
birikmek, çoğalmak, biriktirmek
accuracy
doğruluk, kesinlik
accurate
doğru, hatasız
accuse
suçlamak
achieve(v)
ulaşmak, elde etmek
acknowledge
kabul etmek
acquainted with
aşına olmak, haberdar olmak
acquire
(dil,miras) edinmek, kazanmak
acquisition
edinim
act upon it
demekle yetinme
add up(v)
akla yatmak, zihinde hiçbir soru işareti bırakmamak
addict
bağımlı, tiryaki
addiction to
bağımlılık, tiryakilik
adjust(v)
uyarlamak, alışmak
adjust to(v)
..e ayarlamak, uyum sağlamak
adjustment
düzenleme, uyma
admiration(v)
takdir, hayranlık
admire
hayran olmak
admission(n)
kabul, giriş, giriş ücreti
admit to(v)
izin vermek, kabul etmek
adopted(adj)
benimsenen, kabul edilen, evlat edinilmiş
adore
çok sevmek, tapmak
adverse
zıt, kötü
affect(v)
tesir etmek, dokunmak, etkilemek
against(adv)
-e karşı, -e doğru
aggravate
gittikçe kötüye gitmek, fenalaşmak
agony(n)
şiddetli acı, ızdırap
agree(v)
anlaşmak, kabul etmek
agree upon
halletmek, ilişiğini kesmek, çözmek
alien(to)(v)
yabancı
allegation(n)
iddia
allow(v)
bırakmak, izin vermek, ayırmak, sağlamak
allusion(n)
ima
ally(n)
müttefik, dost
alongside(adv)
yanında, bitişiğinde
also(adv)
-de, -da, ayrıca
alteration(n)
değişiklik
amazement(v)
hayret, şaşkınlık
amend(v)
değişiklik yapmak
amendment(n)
değişiklik
amnesty(n)
af, genel af
among(adv)
arasında
amusing(adj)
eğlenceli, zevkli
anger(n)
öfke
anticipate(v)
ummak, beklemek
appalling(adj)
korkunç
appeal for(v)
çağrıda bulunmak
appeal to(v)
ilgisini çekmek
appear(v)
gözükmek, var olmak
applied(adj)
uygulamalı
apply(v)
uygulamak
appointment(n)
atama, tayin
appropriate(v)
ayırmak
approve of(v)
tasvip etmek
arise(v)
kalkmak, doğmak
arrange(v)
düzenlemek
artefact(n)
insan eliyle yapılmış
ascend(v)
yukarı çıkmak
ask out(v)
rica etmek, davet etmek
ask over(v)
eve davet etmek
aspire(v)
çok istemek
assemble(v)
bir araya getirmek
associate(v)
çağrışım yapmak
assure(v)
teminat vermek
astonishing(adj)
şaşırtıcı
attain(v)
ulaşmak, elde etmek, erişmek
attainment(v)
ulaşmak, erişmek
auctine off(v)
açık arttırmayla satmak
auditorium(n)
dinlenme salonu
author(v)
yazar
authority(n)
yetki, otorite
avert(v)
olmasını önlemek, başka yöne çevirmek
avoidable(adj)
kaçınılabilir, engellenebilir
award(n)
ödül
away(adv)
uzak, uzakta
awful(adj)
müthiş, korkunç, berbat, rezil
axe(n)
balta
back out(v)
geri çekmek
back up(v)
desteklemek, doğrulamak
bail(v)
kurtarmak
bail out(v)
kefaletle kurtarmak
bankrupt(adj)
iflas etmek
bargain(n)
pazarlık, anlaşma
bargain(v)
pazarlık yapmak, görüşmek
basin(n)
havza
bawl out(v)
azarlamak
bear on(v)
ilgili olmak
bear out(v)
göstermek
bear upon(v)
ilişkili olmak
beat(v)
yenmek, bozguna uğratmak, vurmak
become(v)
olmak
belligerent(adj)
savaşan, kavgacı, dövüşçü, münakaşacı
belong(v)
üyesi olmak, ilgili olmak
belong(v)
uygun olmak, yararlı olmak
belongings(n)
birinin kişisel eşyaları
beloved(adj)
sevgili
benefit(v)
yarar, fayda, kar, avantaj, yaramak
bitingly satirical(n)
aşırı alaycı, insafsızca eleştirme
bizarre(adj)
tuhaf, acayip
blackmail(n)
şantaj
blame on(v)
suçunu yıkmak
blanket(n)
battaniye
blaze(n)
ateş, alev, parlamak
blight by(v)
sıkıntı çekmek
blow out(v)
södürmek
blow up(v)
patlamak
bolt(v)
fırlayıp kaçmak, tabanları yağlamak
bonus(n)
ikramiye
boom(n)
hızlı büyüme artış
boost(v)
arttırmak, yükseltmek
break off(v)
bozmak, ayrılmak
breed(v)
doğurmak, yavrulamak, hayvan yetiştirmek
bribery(n)
rüşvet
bride(n)
gelin
brief(adj)
kısa, öz
bring up(v)
çocuk büyütmek, kusmak, ortaya atmak
broil(v)
ızgara yapmak, kavurmak
bully(v)
kabadayı, zorbalık yapmak
calamity(n)
felaket
call for(v)
çağırmak, gerektirmek
call off(v)
iptal etmek
call on(v)
çağrıda bulunmak
call out(v)
ihtiyaç duymak
calling(n)
davet, çağrı
calm(adj)
sakin
capital(n)
başkent, sermaye
captivating(adj)
büyüleyici
captive(n)
tutsak, esir
captivity(n)
tutsaklık, esaret
careless(adj)
dikkatsiz, dikkatsizce, ilgisiz
carry out(v)
yapmak, gerçekleştirmek
carve(v)
oymak, kesmek
cause(n)
neden, sebep
cautious(adj)
tedbirli, ihtiyatlı
cease(v)
sona erdirmek, durdurmak
ceaseless(adj)
aralıksız, durmadan
census(n)
nüfus sayımı
characteristic(adj)
tipik, özgün
characteristic(n)
özellik, nitelik, vasıf
charismatic(adj)
karizmatik, büyüleyici
chew(v)
çiğnemek
circulate(v)
dolaşmak, dolaştırmak, yaymak, yayılmak
cite(v)
örneklemek, değinmek
claim(n)
iddia
clarify(v)
açıklamak
clash(n)
çatışma
claw(n)
pençe
clearance(n)
mağazayı boşaltma, tasviye
closure(n)
kapanış, iflas
clumsily(adv)
beceriksizce, acemice
coarse(adj)
kaba, kalın, iri taneli
coastal(adj)
kıyı
coincide(v)
rastlamak
collapsible(adj)
katlanabilir, katlanır, açılır kapanır
collar(n)
yaka, tasma
collected(adj)
toplanmış
collide with(v)
çarpışmak
commence(v)
başlamak
commit(v)
yapmak, işlemek, kendini adamak
common(adj)
ortak, sıradan
commonplace(adj)
yaygın, sıradan
commuter(n)
ev ile iş arasında gidip gelen, banliyöde yaşayan kimse
companion(n)
dost, arkadaş
compel(v)
zorlamak, mecbur bırakmak
compel(v)
zorlamak, mecbur etmek
compensation for(v)
tazminat ödemek, telafi etmek
compile(v)
derlemek, bir araya getirmek
component(n)
(makine) bileşen, parça
compose(v)
oluşturmak
compose(v)
birleştirmek, oluşturmak
comprise(v)
içermek
compute(v)
hesap yapmak
conceal(v)
gizlemek, saklamak
conclude(v)
sonuçlandırmak
conclusion(n)
sonuç, netice
consist(v)
oluşmak
consists(v)
(of)oluşmak, (in)bağlı olmak
continent(n)
kıta
contradict(v)
inkar etmek, yalanlamak
conversation(n)
sohbet
crop(n)
ürün
crust(n)
kabuk
cultivation(n)
toprağı işleme, yetiştirme
current(adj)
mevcut, güncel
custody(n)
gözaltı, gözetim
cute(adj)
şirin, sevimli
daring(adj)
cesaretli, cüretkar
dazzle(v)
şaşırtmak, etkilemek
define(v)
tanımlamak
denial(n)
inkar, reddetme
derive from(v)
elde etmek, almak
descent(n)
iniş, alçalma, nesil, köken
determination(n)
belirleme, tespit, kararlılık
die(v)
ölmek
dignify(v)
onurlandırmak
diminish(v)
azaltmak
direct(v)
yönetmek
discretion(n)
tadbir, ihtiyat
discuss(v)
tartışmak
disgusting(adj)
iğrenç
display(v)
göstermek, sergilemek
dispose(v)
kullanıp atmak
distinction(n)
fark, ayrım
disturbance(n)
rahatsızlık
divide(v)
böl(ün)mek, ayrılmak, ayırmak
dried(adj)
kurutulmuş
drum(n)
davul, bateri
dull(adj)
sönük, donuk
eatup(v)
tüketmek
elegiac(adj)
hüzünlü
emerge(v)
ortaya çıkmak
encase(v)
örtmek, kapamak
encompass(v)
kuşatmak, çevrelemek
energetic(adj)
enerjik, çalışkan
enrol(v)
üye olmak, kaydetmek
entertain(v)
eğlendirmek, ağırlamak
esteem(n)
saygı
examination(n)
sınav, yoklama
executive(adj)
yürütme, yönetim, yetkili
executive(n)
yönetici, idareci, hükümet
expand(v)
genişlemek
exploitation(n)
faydalanma, sömürme
feel(v)
hissetmek
fertility(n)
verimlilik
fill(v)
doldurmak, dolmak
flaky(adj)
lapa lapa, tuhaf, acayip
flourish(v)
el sallamak, gösteriş, gelişmek
for instance(adv)
örneğin
forceful(adj)
güçlü, etkili
form(n)
biçim, şekil, yapı
form(v)
oluşturmak, kurmak, biçimlendirmek
fragrant(adj)
güzel kokulu
froth(n)
köpük
get(v)
olmak
goat(n)
keçi, teke
gossip(n)
dedikodu
gradual(adj)
kademeli, aşamalı
grave(n)
mezar
grow(v)
"become"
hammer(n)
çekiç, tokmak
hammer(n)
çekiç, tokmak, tüfek horozu
hammer(v)
çakmak, çekiçle vurmak, dövmek
heal(v)
iyileşmek, iyileştirmek
hillside(n)
yamaç
hoping(n)
umma, ümit etme
hurricane(n)
kasırga
ignore(v)
önem vermemek
improbable(adj)
inanılmaz
improvement(n)
iyileşme
in time(adv)
zamanında, zamanla, vaktinde, sırası gelince
incomprehensible(adj)
anlaşılmaz
indeed(adv)
gerçekten, cidden, hakikaten
indicative(adj)
gösteren, belirten
indigenous(adj)
yerli
infrequent(adj)
seyrek
instant(adj)
an, acil, hemen olan
intend(v)
amaçlamak, niyetlemek
intention(n)
niyet, amaç, hedef
intentional(adj)
kasıtlı, kasti, bile bile,
interconnect(v)
birbirine bağlamak
interest(n)
ilgi, faiz, çıkar
interim(n)
ara, geçici
interpretation(n)
yorum
interpreter(n)
tercüman
intransigent(adj)
uzlaşmaz, inat
inventory(n)
envanter, stok
investment(n)
yatırım
keep(v)
tutmak
labor(n)
çalışmak, işgücü
launch(v)
başlatmak
learned(adj)
bilgili
lessen(v)
azaltmak
lie(v)
yalan söylemek
lift(n)
asansör, kaldırma, yükseltme
look(v)
görünmek
mayor(n)
belediye başkanı
narration(n)
anlatma, öyküleme
narrow(v)
daraltmak, daralmak
narrow(adj)
dar, sınırlı
native(adj)
özgü
necessity(n)
zorluk, gereksinim, yoksulluk
obscure(adj)
anlaşılması güç
observe(v)
dikkat etmek, gözlemek, incelemek
obsession(n)
takıntı
occasion(n)
fırsat, durum, ortam, sebep
occupation(n)
meslek, iş
occurrence(n)
olay, oluş
offbeat(adj)
sıradışı
onto(adv)
üstüne, üzerine
onwards(adv)
ileriye doğru, ileri
operate(v)
işletmek, çalıştırmak
origin(n)
köken
outrageous(adj)
terbiyesiz
ownership(n)
mülkiyet
package(n)
paket
pair(n)
çift
pamphlet(n)
kitapçık, broşür
partial(adj)
kısmi
partial pressure(n)
kısmi basınç
particular(adj)
belirli, özel
pastry(n)
pasta, hamur işi
perform(v)
yapmak, yerine getirmek
permit(n)
izin, müsade
permit(v)
izin vermek, olanak vermek
pleasant(adj)
hoş
pleasure(n)
keyif
pottery(n)
çanak, çömlek
pound(n)
ingiliz lirası, çarpmak
precede(v)
-den önce gelmek
presence(n)
varlık, var oluş, hazır bulunma
previous(adj)
önceki
priority(n)
öncelik
privatization(n)
özelleştirme
progressively(adv)
ilerledikçe, devamlı olarak, artan bir şekilde
pronounced(adj)
belirgin, bariz
prosperous(adj)
zengin, refah, başarılı
provide(v)
sağlamak
purpose(n)
amaç, niyet
quirky(adj)
ilginç, acayip
quote(v)
alıntı
realize(v)
gerçekleştirmek, anlamak
recipient(adj)
alıcı
recommend(v)
önermek, tavsiye vermek
recreational(adj)
eğlence, eğlendirici
reduce(v)
azaltmak
reduce(v)
azaltmak
redundancy(n)
gereksizlik
redundant(adj)
gereksiz
referee(n)
hakem
reference(n)
atıf, gönderme
referred(v)
başvurmak, değinmek, atfetmek
reiterate(v)
tekrarlamak, defalarca söylemek
reject(v)
reddetmek
relative(adj)
göreceli
relieve(v)
(acı,sıkıntı)azaltmak, avutmak
replace(v)
değiştirmek
reproducibility(v)
üretilebilirlik, üreyebilirlik
required(adj)
gerekli
restore(v)
eski haline çevirmek
restrict(v)
kısıtlamak, sınırlamak
retrieval(v)
geri alma, yeniden alma
reversible(adj)
tersinir, ters çevrilebilir, iki taraflı
rise(v)
doğmak, yükselmek
robber(n)
soyguncu, hırsız
scepticism(n)
şüphecilik
scholar(n)
bilgin, bilim adamı, alim
scum(n)
pislik tabakası
seem(v)
görünmek
set(v)
koymak, kurmak
share(v)
pay, paylaşmak
shelter(n)
sığınak
shifting
değişken
shrub(n)
çalı
sieving(v)
elemek
slag(n)
cüruf
slag(v)
cüruflaşmak
slight(adj)
hafif, küçük, önemsiz
smell(v)
kokmak, koklamak
so that
öyle ki, -mesi için
soil
toprak, arazi
sorrow(n)
üzüntü, keder
soul(n)
ruh, can
specimen(n)
örnek, numune
spreading(v)
yayılmak
square(n)
meydan
statement(n)
ifade
steep(adj)
sarp
straw(n)
pipet, kamış
strengthen(v)
güçlendirmek
succession(n)
birbirini izleme, yerini alma
supple(adj)
esnek, yumuşak, elastik
susceptible(adj)
savunmasız
take place(v)
meydana gelmek
tale(n)
hikaye, masal
taste(v)
tatmak
terms(n)
şartlar, koşullar
terrain(n)
arazi
throne(n)
taht
throw(v)
atmak, fırlatmak
to invent(v)
icat etmek
to negotiate(v)
görüşmek
to resemble(v)
benzemek
tomb(n)
mezar, kabir
turn(v)
çevirmek, döndürmek
ubiquitous(adj)
her yerde birden bulunan
undermine(v)
sabote etmek
unexpected(adj)
beklenmedik
unlikely(adj)
muhtemel olmayan
untreated(adj)
işlenmemiş
urban
kentsel
vacation
tatil
valley(n)
vadi
vast(adj)
geniş
verbally(adv)
sözlü olarak
versatility(n)
çok yönlülük, değişkenlik
visionary(adj)
ileri görüşlü
waste(v)
atık, israf etmek
wave
dalga
whimsy(n)
heves, kapris
white collar
beyaz yakalı
widen(v)
genişlemek, genişletmek
worn surface(n)
aşınma yüzeyi
yielding(adj)
verimli